EKMEKSİZ DİYET SAĞLIĞA ZARARLI (ELVAN ODABAŞI KANAR)

  • 06 Mayıs 2017
  • 669 kez görüntülendi.
EKMEKSİZ DİYET SAĞLIĞA ZARARLI (ELVAN ODABAŞI KANAR)
bonner

“Diyet yaparken, öğünlerinizde mutlaka ekmek bulundurun.”

Diyetinizin kâbusa dönmesini istemiyorsanız, zayıflamak istiyor ama ekmekten vazgeçemiyorsanız tam size göre Diyetisyen Elvan Odabaşı Kanar’ın Doya Doya Zayıfla kitabı… Hem zayıflayacaksınız hem de aç kalmayacaksınız. Kulağa biraz zor gibi gelse de kitapta yer alan birbirinden başarılı diyet hikâyelerini okuyunca aslında bunun düşündüğünüz kadar zor olmadığını göreceksiniz. Bu hikâyelerde kimse hayatının akışını bozmuyor. Kampa girmiyor, mutfağını ayırmıyor, sosyal yaşantısından soyutlanmıyor. Ve en önemlisi hiç kimse beş dakika bile aç kalmıyor! Herkes doya doya yiyerek zayıflıyor!

Öncelikle sizden başlamak istiyorum yeni doğum yaptınız. Dört aylık bir kızınız var. Kaç kilo aldınız hamileliğiniz boyunca?
Hamileliğimde 13,7 kilo aldım. Kadınların ilk hamileliklerinde 10-16 kg arasında kilo almalarını bekleriz. Bu kilolarda kalmak için 9 ay 10 gün diyet programımızı uyguladım. Çok yakında bu diyet programı tüm anneler için bir günlük olarak kitabevlerinde olacak.

Hamilelik kilolarınızı verebildiniz mi? Neler yaptınız kilo verebilmek için? Özel bir diyet uyguladınız mı bir diyetisyen olarak?
Hamilelik kilolarımı rahatlıkla veriyorum. Emzirerek zayıflamak çok kolay. Bebeklerimiz en iyi diyet partnerlerimiz. Bizlere oturduğumuz yerde ekstra 400-600 civarında kalori harcatıyorlar. Ben şu an 2.100 kalorilik bir diyet programı uyguluyorum. Hem sütümün besleyici değeri hem de miktarı bu listeyle artıyor hem de doya doya zayıflıyorum.

Hamileliğiniz boyunca nasıl beslendiniz nelere dikkat ettiniz?
Kesinlikle her sabah kahvaltı yaptım. 5. aydan itibaren kahvaltı saatine bebeğimin minik tekmeleriyle uyanıyordum. Bebekler hamilelik döneminde annenin beslenme ritmine 12. haftadan itibaren uyum sağlamaya başlıyorlar. Şeker ve tuzdan uzak durdum. Hamilelik döneminde bugün bebeğim için ne yedim mantığıyla beslendim, oldukça özenli ve dikkatli. Şunu biliyordum ki aynı bebeğe tekrar hamile kalamayacaktım. Bu sebeple hep onun için en iyiyi yedim. Hangi mevsimde isem o mevsimin sebze ve meyveleri. Haftada iki gün balık mutlaka. Süt, yoğurt ve peyniri yağsız tercih ettim; oradan alacağım hayvansal yağ yerine fındık, badem, ceviz tükettim. Kesinlikle beyaz ekmek tüketmedim. Akşam yemeklerim sindirimi kolay olan yemekler oldu genelde. Hem bebeğimin uyku kalitesi hem de benim uyku kalitem için. Saat 23’ten itibaren kesinlikle bir şey yemedim. Çikolatadan vazgeçemedim ama günlük 40 gram üzerine de asla çıkmadım ve genelde yüzde 70 üzeri bitter tercih ettim.

 

Bir diyetisyen ve yeni doğum yapmış bir anne olarak hamile bayanlara neler önerirsiniz?
Lütfen bu süreci çok önemseyin. Yepyeni bir canlı her gün içinizde büyüyor ve gelişiyor. Yediğiniz gıdalar bu süreç için oldukça önemli.

‒ Kesinlikle her gün 1 adet yumurta tüketin.

‒ Haftanın iki günü bir öğünde kırmızı et, iki günü tavuk veya hindi eti, üç günü ise balık tercih edin.

‒ Her öğününüzde mevsim sebzelerinden hazırlanmış salatanız yer alsın. Bu dönemde salata malzemenizin içerdiği yağda eriyen vitaminlerden faydalanmak için salatalarınızda mutlaka sızma zeytinyağı kullanın.

‒ Süt, yoğurt ve peyniri yağsız tercih edin. İçinde bulunan hayvansal yağı ceviz, fındık, badem vb. kuruyemişlerden gelen bitkisel yağlarla karşılayın.

‒ Günde maksimum 400 gram meyve tüketin ve bu meyveleri kesinlikle meyve suyu olarak tercih etmeyin. Öğünlerinizde mutlaka ekmek bulundurun.

‒ Ekmek tercihinizi ise tam buğday, çavdar veya kepekten yana kullanın.

‒ Gece yatmadan iki saat önce 1 kâse yoğurt tüketin. Öğünlerinizin yanında da 1 kâse light yoğurt tercih edin.

‒ Gün içerisinde mutlaka 2 su bardağı kadar light süt için.

‒ Tahıl tercihinizi esmer pirinç, bulgur, karabuğday, esmer makarna ve firikten yana kullanın. Ve bu tahılları mutlaka sebzeyle hazırlayın.

‒ Her gün 2 çorba kaşığı buğday ruşeimi kullanın.

‒ Her gün 2 çorba kaşığı yulaf ezmesi tüketin.

‒ Her gün probiyotik tablet veya toz takviyesi alın.

‒ Günde mutlaka 2,5 lt su tüketin. Su tüketiminizi hamileliğin son iki ayında 3-3,5 lt’ye ulaştırın.

‒ Günde 10.000 adım atın. Egzersiz yapmak için mutlaka doktorunuzun görüşünü alın.

‒ Omega-3 takviyesi alın; özellikle 16. haftadan itibaren oldukça önemli bir takviye.

Hamilelik boyunca kaç kilo alınması normal?
Hamilelik döneminde 9-15 kg arasında kilo alınması normaldir. Fakat bireylerin hamileliğe başlangıç kiloları hamilelik döneminde alacakları kiloyu bire bir etkilemektedir. İlk hamileliklerde genelde anneler 12-16 kg arasında kilo almaktadırlar.

Her pazartesi diyete başlanır ama hafta sonu ya da hafta sonunu göremeden bozulur? Diyette başarıya ulaşıp bu başarıyı kalıcı kılmak için atılacak ilk adım nedir?
Pazartesi diyetçisi olmak istemiyorsanız öncelikle diyet yapmaya karar verdiğiniz an sağlık muayenesinden geçmek için bir doktordan randevu alın. Sahip olduğunuz kilo probleminin altında yatan bir sağlık problemi nasıl bir diyet uygularsanız uygulayın kilo vermenize engel olabilir. Bu sağlık problemlerinden sıklıkla karşımıza çıkanları ise hipotiroit ve insülin direncidir. Eğer bu hastalıklara sahip iseniz mutlaka tespit edilmeli ve doktorun önerdiği ilaçları düzenli kullanmalısınız. Diyete başlayacağınız günü kesinlikle ertelemeyin. Kilo vermeye karar verdiğiniz an mutlaka bir diyetisyenden randevu alın. Gazete ve dergilerde yer alan, internet sitelerinde bulunan, kısa sürede ciddi kilolar kaybetmeyi vaat eden bütün yöntemlerden ve diyet listelerinden uzak durun. Hedef kilonuz gerçekçi olsun. Bunun için diyetisyeninizin vücut ölçüm ve analizleri sonucunda verdiği kilo hedefine inanın. Ve en önemlisi hayatınızda bir değişim olacağı fikrine kendinizi alıştırın. Ve bu değişimin vücudunuzda ve sağlığınızda yapacağı kalıcı düzelme için diyet programınıza sadık kalın.

Kitabınızın ismi Doya Doya Zayıfla… Nasıl mümkün olacak bu?
Aç kalarak zayıflamak artık ne yazık ki kanıksanmış durumda. Diğer taraftan aç kalınarak yapılan diyet programlarının da sonuçları ortada. Evet, bireyler kilo kaybediyor fakat ne yazık ki verdikleri kiloları tekrar alıyorlar. Vücut doymayı, hayatta kalabilmek için karnını doyurması gerektiğini, dünyaya geldiği ilk dakikalarda öğreniyor. Hayatta kalabilmek için karnını doyurması gerektiğini anne göğsünde öğreniyor. Bu doyum öyle bir doyum ki, karnı doyarken annesinin sıcaklığını hisseden bebek, ruhunu da doyuruyor, çünkü kendini güvende hissediyor. Aç kalınarak yapılan her diyet programı hem ruhsal hem de bedensel anlamda vücudu strese sokuyor. Diyetinizde doymak tabii ki mümkün, her besinden yeterli ve dengeli tüketerek bunu çok basit bir şekilde sağlayabiliyorsunuz.

 

Diyorsunuz ki: “Diyetiniz sizi sadece bedenen değil, ruhen de doyurmalıdır?” Ruhen doyumdan ne kastediyorsunuz?
Bazı yiyeceklerin ruhunuzda bıraktığı lezzetten bahsediyorum aslında. Bu annenizin keki olabilir, teyzenizin dolması ya da babaannenizin tavuk çorbası. Sadece bir iki dakika düşünün zihninizdeki o lezzetleri. Bir yiyeceğin fiziksel olarak size sağlayacağı faydanın yanı sıra ruhsal olarak faydanın da ciddi önemi var. Ruhunuzu aç bırakmayan bir liste hayat boyu sürdürebileceğiniz bir liste anlamına geliyor. Bunu uzmanınızla beraber keşfetmek ise oldukça önemli bir konu. Ben danışanlarımın ruhsal lezzetlerini keşfetmeyi seviyorum. O lezzetlerle diyetlerimi daha keyifli hale getiriyorum.

Kitabınızda bedenin fizyolojik olarak depresyona girmesinden bahsediyorsunuz. Nedir bu açıklar mısınız biraz?
Fizyolojik depresyon derken şunu kastediyorum. Çoğu birey diyet programlarına, gerçekten hangi besine ne kadar ihtiyacı olduğunu bilmeden başlıyor. Şiddetli demir eksikliği varken mesela sadece sebze ve meyve tüketerek bir diyet yapıyor. Ve vücudunu, ihtiyacı olduğu besinden mahrum bırakıyor. Fizyolojik depresif vücutlar vitamin ve mineral bakımından yoksun aslında. Demir, B12, çinko ve D vitamini eksikliklerinde karşımıza depresif fizyolojiler çıkıyor. Bizim ilk işimiz ise bu eksiklikleri hem takviyelerle gidermek hem de besinlerle dengelemek oluyor. Bu eksiklikler tamamlandığında huzurlu vücutlarla kilo vermek çok kolay oluyor.

Hem sevdiğimiz yemekleri yiyelim hem sağlığımızı koruyalım hem de zayıflayalım… Böyle bir şey nasıl olur?
Sevdiğimiz yemekler neden bu kadar karalandı anlam veremiyorum gerçekten. Diyette dolma yemek ya da kek tüketmek bu kadar mı sağlık açısından sakıncalı? Öğrenmemiz gereken şey, sağlıklı beslenme ile keyifli beslenme arasındaki dengeyi oturtmak. İşte o zaman hem ruhen hem bedenen doyduğunuz, mahrumiyet hissinden uzak, sürdürülebilir bir beslenme kültürü edinmiş oluyorsunuz ve kilolara sonsuza kadar elveda diyorsunuz. Burada en önemli önerim, hayat boyu sürdüremeyeceğiniz hiçbir diyet listesini uygulamayın olacaktır.

Diyete başlamadan önce laboratuvar tetkiklerinin öneminden bahsediyorsunuz. Diyete başlayacak bir kişinin öncelikle ne yapması gerekir? Ne gibi tetkiklerden bahsediyorsunuz? Bu tetkikler diyet için neden gerekli?
Bireyler diyet programına başlamadan önce mutlaka sağlık muayenesinden geçmeli ve belirli kan tetkiklerini yaptırmalıdır ki bizler kişilerin fizyolojik karakterlerini de öğrenebilelim. Biz merkez olarak yıllardır aile hekimiyle çalışıyoruz ve hekimimiz bireylerden açlık-tokluk kan şekeri, açlık-tokluk insülin, kan yağları, karaciğer enzimler, tiroit değerleri, hemogram, vitamin–mineral değerleri ve idrar tahlili istiyor. Bu tetkikleri değerlendiriyor ve o doğrultuda danışanı diyete başlatıyoruz. Bu çok önemli bir nokta, diyetinizin size özel, sizin sağlık durumunuza uygun planlanması için mutlaka sağlık muayenesinden geçmelisiniz. Böylelikle kilo almanıza neden olabilecek sağlik problemlerini de saptayabiliriz.

Beslenme Sepeti

AÇ KALMADAN KİLO VERMEK İSTER MİSİNİZ?

 

“Önemli olan kilo vermek değil, baş dönmeleri, baş ağrıları olmadan kilo vermek” diyorsunuz. Bunun için nelere dikkat edilmeli?
Kesinlikle bazal metabolizma hızının altında diyet programı uygulamamalısınız öncelikle. Ben hiçbir şekilde 1.200 kal ve altındaki diyet listelerini danışanlarıma planlamıyorum. Kadınlar ortalama 1.500-1.700 kal arasında erkekler ise 1900-2200 kal arasında rahatlıkla zayıflayabiliyorlar. İşte baş ağrısız bir diyetin en önemli püf noktası bu kalori yönetimi.

Kitabınızda elma ve armut beden tiplerinden bahsediyorsunuz? Biraz açar mısınız bize bu beden tiplerinin özelliklerini?
Elma tipi vücutlar daha çok üst bedende yani karın, göğüs, sırt ve kollarda yağlanma problemiyle karşı karşıya kalıyorlar. Sağlık problemi olarak şeker en çok bu vücut tipinde karşımıza çıkıyor. Ben artık bu beden tipine şeker tipi beden tipi diyorum. Kalça küçük ve bacaklar ince oluyor. Armut tipi vücutlarda, yağlanma daha çok kalça ve bacaklarda görülüyor. Türk kadınının vücut tipi bu yağlanmaya çok daha yatkın. Bu vücut tipi sağlık açısından elma tipine göre daha şanslı. Fakat kilo verme konusunda bu beden tipi çok daha inatçı.

“Erkekler diyete moda değil proje gibi bakıyor ve daha kolay başarıyor” diyorsunuz. Kadınlar gerçekten moda olarak mı bakıyor diyete? Nedir kadınların diyette yaptıkları yanlışlar?
Bu soruya üzülerek cevap veriyorum. Ne yazık ki biz kadınlar artık bedenlerimizi çok daha hor kullanır hale geldik. Özellikle de hatalı popüler diyet yöntemleriyle. Bu diyetlere ben moda diyetler ya da sezonluk diyetler diyorum hatta aralarında vintage olanlar bile var. Dukan diyeti ve Karatay diyeti bence Atkins diyetinin vintage versiyonları. Kadınların en büyük diyet hatası aslında kendilerini cezalandırarak diyet yapmaları. Kendilerini aç ya da sevdikleri yiyeceklerden mahrum bırakarak diyet yapıyor ve ne yazık ki daha sonra tekrar kilo alıyorlar. Diğer taraftan kilo vermeyle ilişkili bütün yöntemleri vücutlarına nasıl bir hasar vereceğini değerlendirmeden uyguluyorlar. Sonrası ise doğru yolu bulup sabretmeyle ilişkili oluyor. Eğer doğru uzmanda da sabırlı davranmıyorlarsa ne yazık ki kilo problemiyle ilgili o kısırdöngüden hiçbir şekilde çıkamıyorlar.

 

Psikolojik ve fizyolojik açlıktan bahsediyorsunuz. Açıklar mısınız bize bunları?
Psikolojik açlık bir besine yüklediğiniz anlamla ilişkili aslında. Bu anlam sevinç, kızgınlık, üzüntü vb. duygular olabiliyor. Yani siz mutlu olduğunuzda kocaman bir dondurma kâsesinin başında kendinizi bulabiliyorsunuz ya da depresyonunuzu buzdolabının içinde geçirmeye çalışabiliyorsunuz. Fizyolojik açlık ise bazen midenizde bir gürültü olarak sesleniyor beyninize ya da şiddetlenmiş bir fizyolojik açlıkla kan şekerinizin düşüşü sizi oturduğunuz yerden bile kalkamayacak duruma getirebiliyor. Fizyolojik açlıkla başa çıkmak kolay. Çünkü acıkmak doğal bir şey hatta güzel bir şey. Yaşadığınızın en güzel göstergesi. Sadece doğru zamanda, doğru miktarda, doğru besini tercih etme yeteneğine sahip olmalısınız ki kilo yönetiminizi sağlayabilesiniz.

Psikolojik açlığı yenmek için neler önerirsiniz?
Psikolojik açlığın aslında boyutları var. En basiti, sevdiğiniz gıdaları itiraf edip o gıdaları diyet listenizde belirli porsiyonlarda bulundurmak ve hem ruhunuzu diyete motive etmek hem de bedeninizi diyete motive etmek. Ama eğer bu açlık kontrolsüz yeme atakları şeklinde ise mutlaka psikolojik destek almanız ve aslında ruhunuza ağırlık veren düşüncelerden kendinizi arındırmanız gerek.

Bir de ekmek meselesi var. Facebook’ta “Diyette Ekmeğime Dokunma” hareketini başlattınız. Tepkiler nasıl, amacına ulaştı mı bu hareket?
Biz diyetisyenler için çok önemli bir konu ekmek meselesi. Biz sağlıklı bir diyet programında sağlıklı ekmeğin mutlaka tüketilmesini savunuyoruz. Özellikle hatalı popüler diyetlerin karaladığı ekmeğe itibarını yeniden iade etmek istiyoruz. Evet bu hareketle istediğim amaca ulaştım, hâlâ bunun için çalışmaya devam ediyorum. 24 Kasım’da Ankara’da 235 diyetisyen bir araya geldik ve ekmeği konuştuk. Ocak ayında ise İstanbul’da konuşacağız. “Diyette ekmek tüketmiyorum” şehir efsanesini ortadan kaldırmak amaç. Bunun içinde meslek grubu olarak elimizden geleni yapıyoruz.

Diyet yapmaya başlayan herkes ekmeği kestim, yemiyorum artık diyor. Nedir diyetisyenlerin, doktorların ekmekten uzak durun demesinin nedeni?
Biz diyetisyenler asla ekmek tüketmeyin demiyoruz. Ekmegi tüketmeyin diyenlerin hiçbirinin mesleğimizle yakından uzaktan ilişkisi yok. Burada amaç karbonhidratı düşük bir diyet programı önererek bireylere kolay bir şekilde kilo kaybettirmek. Evet biz toplum olarak çok ekmek tüketiyoruz. Ve sağlıklı ekmeği ne yazık ki sofralarımızda çok az bulunduruyoruz. Burada mesaj, ekmeği tüketmeyin değil, sağlıklı ekmeği yeterli miktarda tüketin olmalı.

 

Ekmek nasıl bir besindir? Ekmek enerji veren bir besin midir?
Ekmek çok değerli bir karbonhidrattır. Buğdayın tam haliyle hazırlanmış ekmek hem zengin vitamin, mineral ve antioksidan içeriğiyle hem de yüksek posa içeriğiyle sağlığımıza sağlık katar. Vücut tarafından çok çabuk enerjiye çevrilir. İçerisinde yağ olmadığı için kalorisi düşüktür. 1 dilimi ortalama 70 kaloridir.

Ekmek tüketiminde nelere dikkat etmek gerekir?
Ekmek tüketiminde dikkat edeceğiniz en önemli konu çeşidi ve miktarıdır. Ekmek çeşitlerinde özellikle tam buğday tercihi, çavdar tercihi ve kepek tercihi sağlığımız için makbul olanıdır. Miktar ise kişiden kişiye farklılık göstermekle beraber her ana öğünde ortalama 1-2 dilim tüketilmelidir. Bu dilimlerin ağırlığı ortalama 25-30 g civarında olmalıdır.

Kızarmış ekmek için neler söylersiniz? Daha az kalorili midir?
Kızarmış ekmeğin kalorisi de aynıdır. Fakat daha fazla çiğneme gerektirdiği için beyne tokluk sinyalinin ulaşımı daha kolaydır. Yemek yeme süresini uzatan bir besindir.

Kepekli ekmek, beyaz ekmeğe göre daha düşük kaloriye mi sahiptir?
Aslında ekmeklerin bir dilimlerinin kalorileri birbirlerinden çok farklı değildir. Ortalama 65-70 kal civarındadır.

Biz ekmek seven bir toplumuz. Hangi ekmekler daha çok tüketiliyor?
Biz ekmeği çok seven ve tüketen bir toplumuz. Ne yazık ki hâlâ beyaz ekmeği daha çok tüketiyoruz. Ama bununla ilgili bilinçlendirme çalışmaları devam ediyor. Türk toplumu daha sağlıklı ekmek tüketmeyi öğrenecek. Ekmek tüketimi kırsalda kente göre daha fazla.

Şimdi birçok ekmek çeşidi var. Hangi ekmekleri soframızdan eksik etmeyelim, hangilerinden uzak duralım?
Sofralarımızda beyaz ekmekten uzak durmaya çalışalım. Artık ülkemizde Sağlık Bakanlığı’nın yaptığı çalışmalar doğrultusunda ekmeğimizin rengi değişmeye ve tuzu azalmaya, böylelikle sofralarımıza sağlık gelmeye başladı. Ekmek tercihimizi bilinçli bir şekilde tam buğday, çavdar, kepek, çok tahıllı vb. ekmeklerden yana kullanmalıyız.

Bir ailenin günlük ekmek tüketimi ne olmalı?
4 kişilik bir ailenin ekmek tüketimi ortalama 2-3 ekmek (250 g’lık ekmeklerden) olmalı.

Yeterli ekmek tüketmeyen bir kişi ne gibi sağlık sorunlarıyla karşılaşır?
Yeterli ekmek tüketmediğimiz takdirde:

‒ İştah yönetiminizle ilgili problem yaşayabilirsiniz.

‒ Tatlı gıdalara karşı ilginiz artabilir.

‒ Eğer diğer karbonhidrat kaynaklarını da yetersiz alırsanız diyetin protein yükü artacağı için böbreklerinizle ilgili problem yaşayabilirsiniz.

‒ B grubu besinleri yetersiz alacağınızdan kaynaklı, stres yönetimiyle ilgili problem yaşayabilirsiniz.

‒ Dikkat dağınıklığı problemi yaşayabilirsiniz.

‒ Sindirim sisteminizde düzensizliklerle karşı karşıya kalabilirsiniz.

 

Popüler diyetler neden ekmeği yasakliyor? Bu ne kadar doğru?
Hatalı popüler diyetler Türkiye’de ekmeği yasaklıyor aslında, çünkü Türkiye karbonhidrat ihtiyacının yüzde 42’sini ekmekten karşılıyor. Toplamda karbonhidrat ihtiyacımız yüzde 45-60 civarında. Tabii ekmeği yasaklayınca diyeti direk karbonhidrattan yoksunlaştırıyorsunuz ve bir protein diyeti öneriyorsunuz. Protein diyetleri de hızlı kilo kaybettiriyor. Evet biz diyetisyenler de bunu biliyoruz. Ama asıl kaybettirdiği sağlığınız. Kiloyu size tekrar kazandırıyor ama kaybettiğiniz sağlığı ne yazık ki tekrar kazanamıyorsunuz.

Kilo kaybını destekleyen, iştahı dengeleyen ekmek çeşitleri nelerdir?
Tam buğday ekmeği kilo kaybını destekleyecek en sağlıklı ve en doğru tercihtir.

Çok tahıllı ekmeklerin faydaları nelerdir?
‒ Metabolizmanızı hızlandırır.

‒ Sindirim sisteminizin düzenli çalışmasını sağlar.

‒ Kan şekerinizi dengeler.

‒ İştah ataklarınızı kontrol altına almanızı sağlar.

‒ Strese iyi gelir.

‒ Yaşlanmanızı geciktirir.

‒ Cilt kalitenizi korur.

‒ Tatlı isteğinizi baskılar.

‒ Kan yağlarınızı dengelemeye yardımcı olur.

Ekmeği saklama koşulları nelerdir?
Ekmeği dilimleyerek buzlukta saklayınız. Türkiye ne yazık ki ekmeği en çok israf eden ülke. Bu konuda çok daha özenli olmalıyız. Bunun sebebi de ekmeği hâlâ poşette veya plastik kaplarda saklamaya çalışmak.

Kepek kansızlık yapar mı?
Yoğun kepek tüketimi kansızlığınızın boyutlarını artırabilir. Demir emilimini azaltabilir. Bu sebeple kansızlık probleminiz var ise tam buğday ekmeğini tercih edin.

Faydalı Bulduysan Lütfen Paylaş.
    bonner
    ZİYARETÇİ YORUMLARI

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

    BİR YORUM YAZ